Satın Alma, Onar

Günümüzde doğrusal ekonominin en büyük dostlarından biri olan “tamirinine x lira verene kadar y liraya yenisini alırım” düşünce biçimi, tüketim çılgınlığına büyük katkı sağlıyor. Özellikle çoğu markanın satış politikası olarak belirlediği yüksek yedek parça ve tamirat bedelleri de bu çılgınlığa destek oluyor. 

Bir nesil öncesinin en güzel değerlerinden biri olan malının kıymetini bilme, şimdilerde zaman kaybı olarak görülüyor. 

Hızlı tüketim ve beraberinde getirdiği çevresel sorunlar, aslında sanayi devriminin analiz edilmiş sonuçlarından birisi. 

Halbuki, kaynakların sınırlı olduğu bu zamanlar tam da döngüsel ekonomi devri. Sürdürülebilirliğin en temel yapı taşlarından biri olan onarım süreci bir çok maddeden oluşuyor. Bir göz atalım mı?

  • Yenisini alma, onar. Geri dönüşüm yapsan da, çok büyük bir kısmı dönüşmüyor. Onaramıyorsan başka bir amaç için kullan. 

  • Ama önce ona iyi bak ömrünü uzat.

  • Eline tornavida alıp, içini açmaktan korkma ya da bir bilene danış. Binlerce çözüm videosu var.

  • İğne ipliği kullanmaktan çekinme, çok basit. Dikilmiyorsa yaratıcılığını kullan. Etrafına bak, esinlen. Yırtılan bir tişörtünden çılgın bir tasarım harikası çıkarabilirsin. Her şey sende bitiyor.

  • Ruhunu doyur. Semptom giderme, derdin özünü anla sonra onarmaya başla. Bu sorununu analiz edip onu çözmek yerine, antidepresan kullanmak gibi. Gücünü fark et. Sahip olduklarını onarmak eski bir dostu yeniden bulmak olabilir:) 

Tüketimden türetime geçmek üretime geçmeden önceki basamaktır. Üretmek bize iyi gelir. 

Kaliteli ürün satın al > iyi bak > onar > başka bir amaç için kullan > parçaları kategorize ederek ayır ve geri dönüştür

Ancak almadan önce, lütfen bir daha düşün. Gerçekten ihtiyacın var mı?

Sevgiler,

Aydan Sarı