Netflix'te İzlenebilecek 3 Sürdürülebilirlik Belgeseli

Netflix'te olan, izlemenizi önerdiğim 3 sürdürülebilirlik belgeseli:


Broken / Geri Dönüşüm Yalanı (Recycling Sham)

Dört belgeselden oluşan Broken belgeselinin son parçası Geri Dönüşüm Yalanı.

Benim en çok dikkatimi çeken kısmı: Malezya’ya yasa dışı şekilde Avrupa’dan gelen çöp yığınlarından bahsedildiği bölüm. Jenjarom'da geri dönüşüm vaadiyle getirilen çöplerin geri dönüştürmeyi bırakın, yakıldığı, yakılırken de filtre yapılmadığını anlatıyorlar. Bölgedeki kanser oranının artmasını, en çok da çocukların etkilendiğini buna bağlıyorlar. O bölümü tamamen Türkiye’ye uyarlayabilirsiniz; Jenjarom yerine İzmir, Kemalpaşa koymanız yeterli. Bildiğiniz gibi, Çin'in Avrupa'nın plastik atıklarını almaktan vazgeçmesiyle birlikte Türkiye bu atıkları en çok alan ülke haline gelmişti ve biliyorsunuz 16 yıl içinde Avrupa'dan aldığımız aslında çöp yığını olan plastik atık miktarı 173 katı arttı.


Avrupa'nın çöplerinin yanı sıra, mikroplastikler, BPA, yakılan plastikler, geri dönüşüm oranları, kimya sanayinden bahseden belgeseli izlemenizi öneririm.

Broken Geri Dönüşüm Yalanına referans vererek geri dönüşüm yalanını konuşmuştuk:


Plastik Okyanus (A Plastic Ocean)

Plastik Okyanus, bir mavi balinanın ardından okyanuslardaki plastik kirliliği ile başlıyor. Mavi balinanın peşinden deniz kaplumbağaları, deniz kuşları ve tüm deniz canlıların plastik mücadelesini paylaşıyor.

Deniz canlıları farklı yollarla mikroplastikleri hatta makroplastikleri vücutlarına alıyor. Örneğin deniz kaplumbağaları naylon poşetleri deniz anası sanarak beslenmek amacıyla yutuyor. Deniz kuşlarının midesinde doğrudan ya da dolaylı aldıkları plastikler bulunuyor. Bu plastikler vücutlarının önemli bir oranını kaplıyor, beslenmelerini, uçmalarını hatta yaşamalarını engelliyor. Sadece deniz canlıları değil; su içinde oynayan çocuklar da mikroplastiklerden ve tehlikelerinden doğrudan etkileniyor.

"Plastik harika çünkü dayanıklı, Plastik berbat çünkü dayanıklı." Plastik sindirilemiyor ve hep orada kalıyor.

Dışarı atmakla da bitmez; çünkü dışarısı diye bir yer yok.


Plastik dumanı ve odun dumanı farkı
Plastik dumanı ve odun dumanı farkı


Filmin en dikkat çekici kısmının, Fiji'de yeşillikler içerisinde geleneksel bir yemek yapan kadının bu yemeğin ocağının plastikle yaktığını anlattığı kısım olduğunu düşünüyorum. Plastikler yakıldığında zehirli gazlar salıyor ve buna düzenli maruz kaldığında sağlığı önemli ölçüde olumsuz etkiliyor.

Tam bu noktada Avrupa'nın çöplerini (ister plastik atık deyin, ister çöp yığını) en çok alan ülkenin Türkiye olduğunu, geri dönüşüm yapılmadığını, kontrolsüz olduğunu, filtresiz yakıldığını hatırlatayım ve "Türkiye Çöplük Olmasın" videosunu ve imza kampanyasını ekleyeyim.

Greenpeace'nin "Türkiye Plastik Çöplüğü Olmasın" kampanyasını imzalamak için tıklayın.

"Umursamak bilmekle, değiştirmek umursamakla başlar." İzlemenizi öneririm.


Toprağı Öp: Onarıcı Tarım (Kiss the Ground)

İklim krizinin içinde olduğumuz hepimizce malum. Film iklim kriziyle mücadelede onarıcı tarımın nasıl işe yarayacağını anlatıyor ve hepimizi çözümün bir parçası olmaya davet ediyor.

Genelde iklim krizi üzerine yaptığımız konuşmalarda karbon salımından bahsederken, karbonu kötülüyoruz, gibi görünüyor. Halbuki biz solunum yapan canlılar oksijen alıp karbondioksit veriyoruz; bitkiler ise fotosentez yaparken karbondioksit alıyor oksijen veriyor. Aldığı karbonu minerallere çeviriyor. Karbon yaşamın kendisi ve önemli.

Aslında, derdimiz karbon değil; derdimiz neden olduğumuz haddinden fazla karbon salımı. Nasıl neden oluyoruz? Yakıtlarla, plastik kullanımıyla, endüstriyle. Karbonu toprağa geri gönderebilirsek, iklim kriziyle mücadele edebiliriz.

Filmde karbon salımının haddinden fazla olmasının nedenlerinden biri olarak pulluklu tarım gösteriliyor. Pulluk kullanımının olduğu aylarda karbon salımının ne kadar arttığı haritalandırılmış.

Karbon salımının önüne geçmek için karbonu havadan alıp toprağa gömmek gerekiyor; bu sayede daha sağlıklı toprak, hava, su, bitkiler, hayvanlar ve daha sağlıklı insanlar olacak.

Biz topraktan, sudan, havadan bitkilere aktarılanları yeriz. Bizim sağlıklı olmamız için, toprağın, havanın, suyun sağlıklı olması gerekir. Sağlıklı toprak demek, sağlık bitki demek. Sağlıklı bitki ise, sağlıklı insan.

Filmde ayrıca, GDOlu tohumdan, tarım zehirleri ve tarihinden, permakültür tarımdan, komposttan, verimsiz toprakların göçlere ve sosyal adaletsizliğe neden olmasından da bahsediliyor.

İklim kriziyle mücadele edebiliriz, geç değil; toprağı onarmakla başlamalıyız.

Biz tüketiciler üretim süreçlerine doğrudan müdahale edemeyebiliriz; ama üreticilerin ve hükümetlerin doğru karar vermesini sağlayabiliriz. Her bir alışveriş, bir tercih, bir oydur.


Bonus: Kiss the Ground ekibinin yaptığı ve Anadolu Meraları ekibinin Türkçe'ye uyarladığı Toprağın Hikayesini izlemenizi öneririm:

Youtube videosunu izlemek isterseniz:

Diğer platformlarda belgesel önerilerim devam edecek.

Sevgiler,

Utku

@kentteekolojikhayat