Gerçek minimalizm bu değil

"Şimdi sana da minimalist denir mi? Sen kimsin ki minimalist olasın? Hele hele minimalist olduğumdan beri videolar çekmek, yazılar yazmak sana mı kaldı?" Diyorsanız, çok haksız sayılmazsınız; ama haksızsınız da. Benim bile emin olmadığım noktalar var.

En azından şöyle yapabiliriz:

"Nasıl minimalist olunur?" değil de "Nasıl minimalist olunmaz?"

ya da

"Minimalizm ne demektir? değil de "Minimalizm ne demek değildir?"

diyebiliriz. Size kalmış?


Daha önce de söylediğim gibi, ben minimalizm ve dahi kişisel gelişim üzerine kitaplar okumaktan hoşlanmıyorum. Ben edebiyat severim; Yusuf Atılgan, Yaşar Kemal, Albert Camus, Franz Kafka severim.


İki kitap okuyup, iki belgesel izleyip minimalist olmaya karar vermedim. "Bu, böyledir" yargısı ve sürekli hap bilgiler alma hastalığı, kabul edemediğim şekilde bu çağın hastalığı gibi geliyor. "Et yerken nasıl ekolojistsin?" "Plastik kullanırken nasıl 'çöp çıkartmıyorum' diyebiliyorsun?" yargılarından hiç haz etmiyorum, hatta hadsizce buluyorum. Merhaba ben atar gider reisiniz Utku.


Minimalizm yolunda ne yapmadım?


1) Tüm eşyalarımı atıp yerine beyaz mobilya ve yeşil büyük bitkiler almadım.

Evinizden, dekorasyonunuzdan memnun olmayabilirsiniz, minimalist dekorasyondan hoşlanıyor olabilirsiniz; ama duvarınızı beyaz boyayıp beyaz eşyalar almanız sizi minimalist yapmaz, evinizin dekorasyon stilini minimalist çizgilerden etkilenmiş yapar. Kötü mü? Asla. Sadece kendinizi kandırmayın.


2) Tüm kıyafetlerimi atıp gri tişört, blucin ve beyaz spor ayakkabı almadım.

Evimdeki gibi gardırobumda da her şeyi atıp minimalist çizgilerden esinlenmiş bir stil oluşturmadım. Kıyafetlerim hala rengarenk. Spor ayakkabısı da giymem, topuklu ayakkabı severim.


3) Her şeyi aynı anda atmadım, vermedim, satmadım.

Sadece sade hayatı tercih etmede değil, tüm bakış açılarında her şeyi bir anda yapmanın en büyük hatalardan biri olduğunu düşünüyorum. Emin misin? Yapabiliyor musun? Hayatın buna hazır mı? Hayatındaki kişi buna hazır mı? Bu sorulara cevap vermek önemli. Ben, gözüme bir şeyi kestirip değiştirdim, dönüştürdüm. Olduğunu görüp başka bir adıma geçtim. Örneğin deterjan dolabımı tamamen boşaltmadım. Kullandım, bitirmeye yakınken 'Yeniden almalı mıyım? İhtiyacım var mı? Daha zehirsizi var mı?' diye düşündüm ve öylece küçülttüm ve dönüştürdüm. Aksi halde iki gün sonra bir delilik halinde gidip yine aynısını alabilirdim.

Her şeyi bir anda atma isteğiniz varsa, belki de hayatınızdan memnun değilsinizdir. Unutmayın, bu dönem farklı bir dönem. Hepimiz hayatımızı tamamıyla değiştirmek istiyoruz.


4) Her şeyi atıp yerine yenilerini almadım.

Ahh en büyük yanılgılardan biri. Tabii ki mor tişörtümü atıp siyah tişört almadım. Tabii ki kırmızı topuklu ayakkabımı atıp beyaz spor ayakkabı almadım.


5) Saymadım.

Sade hayat sahibinin 3 ayakkabısı olması gerektiğini düşünenlere inat, çok ayakkabım var ve kaç tane olduğunu saymıyorum. Hepsini de seviyorum ve giyiyorum. Çünkü ben dışarı insanıyım, sürekli farklı ortamlara giriyorum ve farklı giyinmeyi seviyorum.


6) Annemler dahil başkaları için eşya tutmadım.

Annemler geldiğinde izlerler diye TV'yi tutmadım. Sattım, gitti. Çok misafir gelir diye 4 takım bardak almadım. Yemek masamı, sandalyeleri, koltuk takımını paylaştım ve yenisini almadım. Evde en çok yıkanan şey nevresim takımı; ama sürekli misafir geliyor diye 10 tane nevresim takımı ve pijama takımı almıyorum.


Sevgiler,

Utku

@kentteekolojikhayat


facebook.png
linkedin.png
eposta.png
instagram.png
youtube.png
spotify.png
twitter.png
pinterest.png