Kısa kısa

Ekolojik Hayat Pahalı mı?

Yerel tohumdan, tarım zehirsiz gıda tüketiyorum, tehlikeli kimyasallardan uzak temizlik ürünleri kullanıyorum, plastiksiz eşyalarla yaşıyorum, kendime özel kişisel bakım ürünleri kullanıyorum. Yazıyorum ki ekolojik hayatın kentte de mümkün olduğunu hep birlikte tartışalım, konuşalım, paylaşalım. 

Ekolojik hayat pahalı mı?

Ekolojik hayat
En çok karşılaştığım sorular arasında pahalı değil mi? oluyor. Tüketici hayatım saydığım konvansiyonel ürünler kullandığım dönemle bu dönemimi karşılaştırdığımda daha az para harcadığımı görüyorum. Daha kaliteli ürünler kullanmama rağmen. Nasıl oluyor da oluyor, bakalım.
*

Müstakbel çöp satın alıyoruz

Yaptığımız alışverişin çoğunluğunu farklı nedenlerle bilinçsiz yapıyoruz. Bu da satın aldığımız ürünlerin bir süre sonra çöp olmasına neden oluyor. 
Sıfır Çöp Platformundan arkadaşım Burcu söylemişti; bir araştırmaya göre, satın aldığımız her şeyin %90'ını ilk 6 ayda çöpe atıyormuşuz. Bu ne demek oluyor biliyor musunuz? Her 10 liramızın 9 lirasını boşuna veriyoruz. Peşine düşmemiz gereken verdiğimiz 1 lira değil; 9 lira olmalı.
*

Satın alınca kendimizi kullanmış sanıyoruz

Sadece ruj ve maskara kullananımızın far paleti, yüzünü banyodan banyoya sabunlayanımızın cilt toniği, işe bile spor ayakkabı ile gidenimizin stilettosu var. Neden? Satın alınca kendimizi kullanmış sanıyoruz. Yıllarca rafta, dolapta kalıyor. Bir gün kullanırız umuduyla yer kaplamasına neden oluyoruz. Maskara ve rujun fiyatı 1 lira ise, maskara, ruj, far paleti, fondöten, aydınlatıcı, kalem, eyeliner, highlighter, kapatıcı, pudra, vs fiyatı 10 lira. Peşine düşmemiz gereken 1 lira değil; 9 lira olmalı.
*

Çapraz satışa yeniliyoruz

Çapraz satışa yeniliyoruz. Bu bizim elimizde de değil zaten. Bizi bizden iyi bilen yazılımların elinde. Markete girer girmez bizi tanıyan, satın alma ihtimalimiz olan ürünü karşımıza çıkaran bir sisteme ne kadar direnebiliriz ki. Hepimiz deriz; yoğurt ve ekmek almaya girdim, yoğurt, ekmek, çikolata, meyve suyu, cips, yüz temizleyeme mendili, vs aldım. İhtiyacımız 1 lira, sepetimiz 10 lira. Peşine düşmemiz gereken 1 lira değil; 9 lira olmalı.
*

Parça başı az para verince, az para veriyoruz sanıyoruz

Parça başı az para verince az para harcıyoruz sanıyoruz. Poğaça 2 TL (bugün bilhassa sordum), sabah iki tane yenir. 5 iş günü için 20 TL eder. Bir güzel ekmek yanına güzel bir zeytin ve peynir koy. Bir haftalık 20 lira. (Güzel: tarım zehirsiz, yerel tohumdan, ekşi mayalı, GDO yemsiz, vs) Poğaça yerine börek ya da tost yediğinizde, ne kadar katlıyor hesaplamak ister misiniz? Peşine düşmemiz gereken 1 lira değil; 1+1+1+1+1+1+1+1+1 lira olmalı.
*

İyi ürün pahalı, kötü ürün daha pahalı

Saçlarımda sabun ve doğal tarak kullanmaya başladığımdan beri fark ediyorum ki beni kuaföre götüren, bana saç bakım yağı, saç jölesi, köpük, arındırıcı kullandırtan, maskeler, kürler yaptıran şampuanın kendisiymiş. İhtiyaç bir başka ihtiyaca neden oluyormuş. Sabun ve doğal tarak 1 lira. Diğer her şey 9 lira. Peşine düşmemiz gereken 1 lira değil; 9 lira olmalı.
*

İyi ürünün bir maliyeti var, kötü ürünün daha fazla maliyeti var

Kurda, kuşa, aşa. Ürün ticari hırsla toplamak yerine, hepimiz için toplandığında sürdürülebilir oluyor. Yırca Hanımeli'den arkadaşım Kenan söylemişti. Maliyetlerin hep tüketici tarafıyla ilgilendim bu zamana kadar; ancak hepimize maliyeti var. Kaliteli Türk fındıkları denilen fındıkla yapılan kakaolu fındık kreması için ama istihdam sağlıyor demek yeterli mi? O fındık kremasını aldığımız sürece fındıkçı para kazanamıyor. O kalitesiz fındık kreması için kaliteli fındıkları üreten fındıkçının kazanamamasına biz neden oluyoruz. Topyekun maliyeti çok daha yüksek. Cebimizden 10 lira çıkıyor, biz 1 kazanıyoruz. Peşine düşmemiz gereken 1 lira değil; kazanamadığımız 9 lira olmalı.

Ezcümle; ekolojik hayat pahalı değil, biz 10 lira ödüyoruz. 
Utku

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.