Tohum Çeşitleri Neler?

Tohum Çeşitleri Neler?

Tarımın toprakla birlikte olmazsa olmazı tohum. Biz yokken o vardı. Atalık tohum dediğimiz türün toprağa düşmesiyle tarım oldu ve tarih boyunca süregeldi. Yerleşik düzene giren insanlık tohumu evcilleştirdi, tohumu düzenli ekti ve tarım yaptı. Aldığı mahsulden bir kısmını tohumluk ayırdı ve yeni dönemde yeniden ekti. Yüzyıllarca tarım böyle süregeldi.
Bu süreçte bazı farklı tür tohumlar kendi kendilerine bazılar ise modern tarımla insanlık eliyle melezlendi ve coğrafyaya uygun yeni türler oluştu.
Eppek atalık buğday müzesin
Atalık tahıllar @Eppek dükkanı
Buraya kadar sorun yoktu. Ne zaman ki insanlık, bu türleri bir düzenekle vahşi ticari kaygılarla melezlemeye başladı, bu tohumlar nitelik kaybetti. Hatta bu vahşi ticari kaygılar, insanlara farklı canlılardan genleri birleştirerek başka tohumlar ürettirdi. Geldiğimiz noktada atalık, yerel, hibrit, GDOlu vs olarak sınıflandırdığımız farklı tohum türleri var, bu tohumlar üzerinde de güç savaşı.
Burada anlatmak istediğim bu tohumlar arasındaki farklar.
*

Atalık, yerel, hibrit, GDOlu tohum nedir?

Buğdayın ana yurdu Anadolu’dur. Bu nedenle çoğu kıymetli buğday türü atalık (ata da denir) buğdaydır. Örneğin son yıllarda epey göz önünde olan siyez buğdayı.
Domatesin ana yurdu Amerika’dır. Bu nedenle çoğu kıymetli domates türü Amerika için atalık türlerdir. Ancak 18. yüzyılda Anadolu’ya giren ve zaman içinde bu coğrafyanın koşullarına uyum sağlayan domates türleri yerel türlerdir.
Peki hibrit tohum nedir? İki buğday cinsinin en verimli özelliklerinin alınarak oluşturulan yeni tür hibrittir. Verimlilikten kastım ticari verimlilik, yani hacim gibi özellikler.
GDO’lu yani genetiği ile oynanmış tohumlar ise bambaşkadır. Farklı cins genleri laboratuvar ortamında birleştirilir. Biberde balık, domateste domuz geni olabilir.
*

Neden atalık ve yerel tohum istiyoruz?

Atalık ve yerel türler, coğrafyanın koşullarına uyum sağladığı için tarım ilacı denilerek masumlaştırımaya çalışılan tarım zehirlerine ve sentetik gübreye maruz kalmak zorunda kalmaz. Doğal yöntemlerle üretilebilir. Vitamin ve mineral bakımında kıymetli olmaları nedeniyle besin değerleri yüksektir. Buğday, domates, elma gibi farklı meyve, sebze, tahıllarda yapılan araştırmalarda görüyoruz ki, yeterli beslenme için nitelikli atalık ve yerel türler bize yeter. 
Atalık türlerin olduğun buğdaydan örnek verirsem, siyez, kavılca gibi atalık türlerde gluten miktarı epey azdır. Yerel türlerde bu miktar artar, hibritte ise 7-8 katına çıkar. GDOlu türler için henüz bir çalışma olmamakla birlikte bu sorunun cevabını tahmin etmek zor değil.
Eklemek istediğim bir bilgi de glutenin buğdayın proteini olduğu. Yani glutensiz buğday olmaz. Glutenin yeni tüm kötülüklerin nedeni olduğunu kabul etsek bile, buğdayın diğer besin değerlerinden ve lifinden vazgeçmek istemediğim için, benim için makbulü gluteni az olan türün olması yani atalık buğdaydan olması olabilir.
*

Neden hibrit (kısır da denilen) tohum kullanılıyor? Biz neden hibrit tohum istemiyoruz?

Hibrit (kısır da deniyor) tohumların kanıtlanmış bir zararı olmamakla birlikte dolaylı zararlarından bahsedebiliriz. Hibrit tohumlardan yapılan üretimin coğrafyaya uygun olmaması nedeniyle, zorunlu kullanılan tarım zehirleri (pestisitleri) ve sentetik gübreler doğrudan toprağa, biyoçeşitliliğe, tohuma ve bize zarar verir. Ayrıca hacimsel olarak verimi yükseltirken vitamin, mineral gibi besin değerleri düşen hibrit türler, niteliğini kaybeder. Buna bir örnek verecek olursam, 1950li yıllardaki domatesi, günümüzün domatesi arasındaki likopen farkı 9 (dokuz) kattır(domates cinsine göre değişebilir, ortalama bir değerdir.) Yetişkin bir birey, haftada bir kilogram domates tüketebilir, ancak dokuz kilogram tüketemez. Tüketebilse de, dokuz kilogram domatesin maruz kaldığı tarım zehrine maruz kalır. Kanserojen etkisi olduğunu artık bilinen tarım zehirleri nedeniyle, likopenin kanser önleyici etkisi için tüketilen domates, çöp olduğu gibi bu nedenle artık tehlikelidir. Tarım zehirlerinin yoğun kullanıldığı bölgelerdeki toplu arı ölümleri de (milyonlarca arıdan bahsediyoruz) başka bir gösterge ve tehlikedir.
Hibrit tohum ile yapılan tarım, biyoçeşitliliğe zarar verir, tek tipleştirir. 
*

Neden GDO'lu (genetiği değiştirilmiş organizmalar) tohum kullanılıyor? Biz neden GDO'lu tohumu ASLA istemiyoruz?

Türkiye’de henüz GDO’lu tohum ile üretim yapılmıyor. Henüz diyorum; çünkü kapısı zorlanıyor. Elbette, GDOlu üretim yapılmaması, GDOlu ürünlerin kullanılmadığını göstermez. Ülkemizde etiketin üzerinde yazan bilgiler yeterli olmadığı ve etiket okumakta epey geri olduğumuz için, içinde GDOlu ürün olduğunu anlayamadığımız  gıdalar market raflarında duruyor. 
Tadının tuzlu ya da ekşi olmasına gerek yok, belli bir tat seviyesine getirilmek istenen her ambalajlı üründe şeker bulunur. Bu şekerlerin de neredeyse hepsi mısır şurubu yani GDOlu üründen. Etikette mısır şurubu, glikoz şurubu, maltodekstrin, dekstrin, hatta şeker yazsa da hepsi GDOlu ürüne çıkıyor. Şeker fabrikalarının özelleştirilmesine karşı çıkmamızın nedeni buydu. Özelleştirilen fabrikalar kapatılır, şeker pancarından şeker üretemeyiz, GDO'ya zorunlu kalırız, dedik; geçmiş tecrübelerimiz yanıltmadı. 
GDO tehlikesi hayvansal üretimde de var. Büyükbaş hayvancılığın ithal hayvanlarla yapılmasının dolaylı sonucu olarak hayvan yemlerinde de GDOlu yemler kullanılıyor. Aynı şekilde kümes hayvanları da istediği kadar gezsin, kümese gelince GDOlu yemlerle yemleniyor. Bu hayvanların eti ve sütü ile doğrudan, besin zincirine karışmasıyla bitkiler ile dolaylı olarak etkileniyoruz.
Obezite, MS, ALS, otizm, hatta kanser gibi çokça karşılaştığımız hastalıkların hibrit ve hibritten de çok GDOlu tohuma, bu tohumlarla yapılan tarıma bağlı olduğuna dair çokça araştırma görüyoruz. 
Şekerli, glutenli ya da hayvansal gıda tüketip tüketmemek size kalmış. Burada bahsettiğim sağlıklı gıda değil; nitelikli ve yeterli gıda. Ki benim bakış açımdan nitelikli ve yeterli gıda, sağlıklı gıdadır. 
*

Üretici tarafında tohum

Tohumu üretici tarafından ele almadım, o kısmı ayrı bir yazı konusu olmalı. Kısır da denilen hibrit tohum, ikinci sene az mahsul verdiği için üretici her sene yeniden tohum satın almak zorunda kalıyor. Bir kere hibrit tohuma geçmiş olan üretici, tarım zehri ve sentetik gübreyle birlikte her sene tohum satın alır. Bu esnada kendi tohumuna yani yerel tohuma geçmek istese bile, tarım ilaçlarıyla toprağının verimini düşürdüğü ve biyoçeşitliliği zayıflattığı gibi, tohumunu beklettiğinden de dolayı onu canlandırmak için efor harcamak zorunda kalacak. Maddi ve manevi zararlarını tek başına üstlenmesi, bu sorumluluğu sadece üreticiye yıkmamız, bizim hatamız olacak. Burada yapmamız gereken, yerel türlere hem tüketiciler hem de üreticiler olarak birlikte sahip çıkmamız.

Tohum patentlenemez.
Utku

Burada paylaş:

Yorum Gönder

 
Copyright © Kentte Ekolojik Hayat. Designed by OddThemes